| Bloga Üye Oldunuz | 5 Arama Kriterleri içinde |
SebebimdiN |
2009-06-25 13:12:39
|
Kategori: AnlamliHikayelerYazilar Uzak diyarlardan birinde bir ülkede, yemyesil tepelerin arasinda, kisin bembeyaz bir kar örtüsü ile, baharda rengarenk kir cicekleri ile kaplanan bir vadi vardi. Ortasindan küçük bir irmagin gectigi bu vadi "Buyulu Vadi" olarak anilirdi. Ona bu adi veren ise, vadideki ilginç bir dukkan ile, bu dukkanda yasananlardi. Unu ulkenin dort bir yanina yayilmis olan dukkanin adi "Büyü Dükkani" idi. Buyu Dukkani'nin sahibi, ak sacli, ak sakalli bir ihtiyardi. Burasi, ayni zamanda onun yasadigi yerdi. Bu nedenle, dukkanin disaridan goruntusu tipki bir ev gibiydi. Uc tarafinda da yesil cerceveli pencerelerin oldugu, tamami ahsaptan yapilmis olan bu binaya, bir verandadan giriliyordu. Iceri girer girmez, ilginc esyalarla donanmis oldukca genis bir oda ile karsilasiyordunuz. Buyuk bir kütüphane, uzerlerinde cok sayida esyanin bulundugu raflar, masa ve konsollar dukkanin dort bir tarafini kapliyordu. Ancak bu kalabalik goruntu icinde cok etkileyici bir duzen goze carpiyordu. Butun esyalar, belli bir estetik icinde duruyor ve bu estetik hicbir zaman bozulmuyordu. Buyu Dukkanini cevreleyen pencereler, icerdeyken bile gunun aydinligina ve vadinin güzelligine hakim olmaniza izin veriyordu. Dukkanin icinde, arka taraftaki bolmeye acilan bir kapi vardi. Bu bolmede mutfak, banyo ve yatak odasi bulunuyordu. Dukkana gelen musteriler, arka tarafa acilan kapiyi daima kapali gorurlerdi. Her insanin, yasaminda cok istedigi ancak sahip olamadigi birseyler vardir. Ya da sahip olup kaybettigi seyler.. Bazen de sahip oldugu ancak kurtulmak istedigi seyler... Iste butun bunlar, o ulkede yasayan insanlarin bir kismi icin, Büyü Dükkani'na gelme nedeniydi. Bu dükkanda, isteklerinizi sinirlamak zorunda degildiniz. Müsteriler, hayal edebildikleri herseyi isteme ve alma hakkina sahiptiler. Tabii, bedelini ödedikleri takdirde... Her yerde oldugu gibi bu dükkanda da almak istediginiz seyin bir bedeli vardi. Bu bedelin ne olacagi, dükkan sahibiyle yaptiginiz pazarlik sonucunda ortaya çikardi. Ancak, Büyü Dükkani'nda maddi bedellerin hiç bir hükmü yoktu. Bazi müsteriler birseye sahip olmak için denebilecek tek bedelin para olabilecegi düsüncesiyle, cepleri kabarik gelirlerdi. Oysa burada yapilan pazarliklar, günlük yasamdakilerden biraz farkli olur ve pek çok müsteriyi sasirtirdi. Dükkan sahibi yasli adam, her sabah gün agarirken kalkar, kendine büyük bir fincan kahve yapar ve bir insanin isteyebilecegi her seyin var oldugu dükkaniyla gurur duyarak kahvesini yudumlardi. Kahvenin ardindan gelen zevkli bir kahvaltidan sonra da pencerelerinin perdelerini sonuna kadar açarak, sallanan koltuguna oturur ve içeri dolan gün isiginin yardimiyla okumaya baslardi. Büyü Dükkan'inda satici olmak bilgelik isterdi. O güne kadar dükkana gelen hiçbir müsteriyi geri çevirmemisti dükkan sahibi. Herkes, çok istedigi bir seye sahip olmak ugruna onca yolu göze alarak gelir ve mutlaka alabilecegi en iyi seyi almis olarak çikardi. Ama genellikle aldigi sey istedigi seyden çok farkli olurdu.. Yasli adam ara sira, okudugu kitaptan basini kaldirir, yolu gören pencereye bir göz atardi. Eger bir müsteri geliyorsa, onu ta uzaktan yakalayip,dükkana yaklasana kadar izlemeyi severdi.Bu, onun için zihinsel bir hazirlik süreciydi.Bu süre içinde zihnini, biraz sonra gelecek olan müsteriyi iyi anlayabilmek için bosaltirdi. Sabah disari baktiginda, yagan karin yolu iyice kapattigini gördü. Bu havada gelen giden olmaz diye düsünüp, hüzünlendi. Büyü Dükkani, hemen hergün bir müsteri agirlardi. Ancak, yilda birkaç kere de olsa kimsenin ugramadigi günler olurdu. Yasli adam, o gününde bunlardan biri olmasindan korktu. Nedense issizlik içini ürpertmisti. Tam o sirada uzakta bir kararti gördü. Kar beyazinin kamastirdigi gözlerini kirpistirip tekrar baktiginda, bunun yaklasmakta olan bir insan oldugunu anladi. Içini bir sevinç kapladi. Gidip sobasina bir odun atti ve tam pencerenin karsisindaki sallanan koltuga oturup, müsterisini beklemeye koyuldu. Kis mevsiminin bu soguk gününde epeyce üsümüs, yorgun düsmüs olmaliydi. Kapinin önüne gelinceye kadar, gözlerini hiç ayirmadan izledi onu. Iyice kulak kabartti. Üç basamakla çikilan, ahsap zeminli verandadaki ayak seslerini ve onlara eslik eden gicirtiyi duymaktan çok hoslanirdi. Bekledigi kisinin ayak sesleri ikinci basamakta kesildi. Müsteri çalmadan, kapiyi açmamayi prensip edinmisti yasli adam. Çünkü, hemen herkes o kapinin önünde durup, bir kez daha düsünürdü. Kapiyi çalmaktan vazgeçip dönenler, az da olsa olmustu. O gün de ayni seyi yapti. Sonunda kapi çalindi. Açtiginda, karsisinda soguktan kizarmis elleriyle atkisini çikarmaya çalisan bir erkek gördü. "Iyi sabahlar, girebilir miyim?" diye sordu müsteri. Dükkan sahibi, müsterisini içeri aldiktan sonra, isinmasi için ona bir kahve ikram etti. Sessizce kahvesini içerken etrafi seyreden adam, karsisinda oturan yasli saticinin ikna edilmesi pek güç olmayan biri oldugunu düsündü. Herhalde o da müsterisini anlar, onun hakli istegini geri çevirmek istemezdi. Acaba Büyü Dükkani'ndan çikarken istedigi gibi bir alisveris yapmis olacak miydi? Bir süre söze nasil baslayacagini bilemedi. Belki de dükkan sahibinin bir seyler söylemesi gerekirdi. Ancak karsisinda, sabirli bir ifade ile müsterisinin gözlerinin içine bakarak oturan saticinin, alisverisi baslatmaya niyetli olmadigini anladi. Bu sabirli bekleyis, onda hem cesaret hem de yumusak bir etki yaratti. Anlasilan, baslangiç sözleri kendisinden bekleniyordu. Sonunda, fazla düsünmeden aklindan ilk geçeni söyleyiverdi. "Ününüzü duyunca çok uzaklardan kalkip geldim buraya... Istedigim seyi, bir tek sizin dükkaninizda bulabilecegimi söylediler. Karsiliginda ne isterseniz vermeye hazirim." "Istediginiz seyin ne oldugunu ögrenebilir miyim ?" "Bakin, ben elli bes yasindayim. Yani yolun yarisini geçeli çok oldu. Söylemeye dilim varmiyor ama yolun sonuna yaklastim galiba. Bu gerçege tahammülüm yok. Ben bugüne kadarki hayatimi geri istiyorum. Mümkün mü ?" "Elbette mümkün. Biliyorsunuz, dükkanimda her sey mevcut. Ancak tam olarak ne istediginizi anlayabilmem için, bana geri istediginiz hayatinizi biraz anlatabilir misiniz?" Dükkan sahibinin sordugu soru, müsteriyi iç dünyasina döndürmüstü. Gözünün önünden geçen sahnelerin kendi yasamina ait oldugunu kabul etmek için kendini zorluyordu. Bütün görüntüler, bir kargasa ve telas içinde birbirlerine karisarak geçip gittiler ve geride yalnizca issiz bir hüzün biraktilar. Hüznünün yüzüne yansimasina engel olamayan müsteri, yasli saticinin sorusu karsisinda ancak sunlari söyleyebildi: "Geçmis yasamimda birçok hata yaptim. Bunlar için pismanlik duyuyorum... Yanlis kararlar verdim, kayiplara ugradim. Zamani hovardaca harcadim. Bir gün bir de baktim ki,hayat yanimdan geçip gidiyor. Panige kapildim ve bir çare aramaya basladim. Dostlarimla konusmayi denedim. Beni teselli edip derdimi unutturmaya çalisanlar da oldu, yardim etmeye çalisanlar da. Ama hiçbiri kar etmedi. Kendimi çok mutsuz hissediyordum. Derken,bir gün birisi bana sizden ve Büyü Dükkani'ndan söz etti. Bunu duyar duymaz sanki içimde bir isik yandi. Büyük bir umutla hemen yollara düsüp size geldim. Kendimi çok çaresiz hissediyorum. Lütfen elli bes yilimi bana geri verin." "Yani, siz pismanlik duydugunuz hayatinizi yeniden yasamak mi istiyorsunuz?" "Elbette hayir. Söylemek istedigim bu degil. Ben yalnizca kaybettigim yillarimi geri istiyorum. Eger bir sansim daha olursa ayni hatalari tekrarlamayacagim." "Herhalde bunu çok istiyorsunuz." "Evet, hem de her seyimi verecek kadar." "Peki, benim size verecegim elli bes yilin karsiliginda siz bana ne verebilirsiniz?" "Ne isterseniz?" "Sanki bunun için herseyden vazgeçmeye hazir gibisiniz." "Hiç kuskunuz olmasin. Su anda sahip oldugum herseyden vazgeçebilirim. Yeter ki geride biraktigim yillarimi bana geri verin." Yasli adam, ellerini sakallarinda dolastirirken, kendini sallanan koltugunun devinimlerine birakmisti. Bir süre düsündü. Müsterisinin, sabirsizlikla, pazarligin bitmesini beklediginden emindi. Büyü dükkanina gelen kisiler, genellikle bir an önce istediklerini alip gitmek için acele ederlerdi. Bu nedenle, yasli adam,pazarligin basindaki düsünce yolculuklarinda yalniz kalirdi. Su anda da, sessizligin yalnizca kendi isine yaradigini biliyordu. Koltugu ile birlikte öne dogru egilerek müsterisinin gözlerinin içine bakti ve agir agir konusmaya basladi: "Beyefendi, her ne kadar siz elli bes yil karsiliginda bana herseyinizi vermeye hazir olsaniz da, ben sizden bir tek sey isteyecegim." "Dileyin benden ne dilerseniz." "Belleginizi..." "Anlamadim?" "Belleginizi dedim... Elli bes yilin yasantisini içinde barindiran belleginizi istiyorum." "Ah evet anladim. Ilginç bir bedel... Kabul ediyorum.Tamam alin bellegimi." "Emin misiniz?" "Neden olmayayim? Elli bes yil kazanacagim." "Belleginizi, içindeki her seyle birlikte bu dükkanda birakip gideceksiniz. Elli bes yilin tek bir anini hatirlamayacaksiniz. Buraya neden geldiginizi bile ..." "Daha iyi ya! Her seye yeniden baslayacagim. Zaten geçmisi hatirlamak istemiyorum ki!" "O halde, korkarim elli bes yil sonra buraya tekrar gelirsiniz. Tabii o zaman benim yerime,bir baskasi size yardimci olur." "Hayir hayir... Emin olun ki, su dakika bellegimi size birakip elli bes yilimi geri alacagim ve dükkaninizi, bir daha dönmemek üzere terk edecegim. Ve yine söz veriyorum, su ana kadar yaptigim hatalarin hiç birini tekrar etmeyecegim." "Isterseniz baska sözler vermeyin. Çünkü, az sonra, belleginizle birlikte bütün hepsini burada birakip gideceksiniz." Yasli adamin son sözleri, müsterinin duraklamasina neden olmustu. Bu sözlerin anlamini kavrayabilmek için birkaç saniye düsünmek zorunda kaldi. "Nasil yani? Buradan çiktigimda hiçbir sey hatirlamayacak miyim? Sizinle konustuklarimizi bile, öyle mi?" "Yani hiçbir seyi mi ? Buraya neden geldigimi, sizin kim oldugunuzu ve hatta...!" "Ne yazik ki!" Yasli adam, su anda pazarligin sonuna geldiklerini hissediyordu. Karsisinda oturan müsterinin yüzünde gördügü aydinlanma, pazarlik sahnelerinin en hoslandigi görüntüsüydü. Son sözleri müsterisinin söylemesini istedigi için bir süre sessiz kaldi ve bekledi. Bu seferki sessizligin, müsterisinin isine yaradigindan emindi. Onun aydinlanan yüzünün ortasinda parlayan gözbebekleri, yasli satici için, sessizligin içinden çikacak sesli bir coskunun habercisi gibiydi. Gerçekten de, konusmaya baslayan müsterisi onu yaniltmadi: "Sanirim ne demek istediginizi simdi anliyorum. Eger ellibes yilin bedeli bu ise, pes ediyorum. Bellegimden vazgeçemem. Bu neye benziyor biliyor musunuz? Bir kadinin, çok istedigi bir tokayi, saçlari karsiliginda satin almasina... Çok ilginç bir insansiniz. Bana,Büyü Dükkani'ndan almak istedigimden çok farkli bir seyle çikacagimi söylemislerdi de inanmamistim. Ben, bugüne kadar ki yasamimi almak için gelmistim, ancak bugünden sonraki yasamimi alip gidiyorum. Size tesekkür ederim." "Bir sey degil. Güzel bir pazarlikti. Hosça kalin." Yasli adam, müsterisini gözden kaybolana dek gülümseyerek izlerken, aklindan Santayana'nin bir sözü geçiyordu: "Geçmisi hatirlamayanlar, onu bir kez daha yasamak zorunda kalirlar." |
SebebimdiN |
2008-12-16 02:00:29
|
Öğrendim ki… Kimseyi sizi sevmeye zorlayamazsınız. Kendinizi sevilecek insan yapabilirsiniz, Gerisini karşı tarafa bırakırsınız. Öğrendim ki… Güveni geliştirmek yıllar alıyor, Yıkmak bir dakika. Öğrendim ki… Hayatında nelere sahip olduğun değil Kiminle olduğun önemli. Öğrendim ki… Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün Ama sonrası için bir şeyler bilmek gerek. Öğrendim ki… Kendini en iyilerle kıyaslamak değil Kendi en iyinle kıyaslamak sonuç getirir. Öğrendim ki… İnsanların başına ne geldiği değil O durumda ne yaptıkları önemli. Öğrendim ki… Ne kadar küçük dilimlersen dilimle Her işin iki yüzü var. Öğrendim ki… Olmak istediğim insan olabilmem Çok vakit alıyor. Öğrendim ki… Karşılık vermek Düşünmekten çok daha basit. Öğrendim ki… Bütün sevdiklerinle iyi ayrılman gerek Hangisi son görüşme olacak bilemiyorsun. Öğrendim ki… ‘Bittim’ dediğin andan itibaren Pilinin bitmesine daha çok var. Öğrendim ki… Sen tepkilerini kontrol edemezsen Tepkilerin hayatını kontrol eder. Öğrendim ki… Kahraman dediğimiz insanlar Bir şey yapılması gerektiğinde Yapılması gerekeni Şartlar ne olursa olsun yapanlar. Öğrendim ki… Affetmeyi öğrenmek deneyerek oluyor. Öğrendim ki… Bazı insanlar sizi çok seviyor Ama bunu nasıl göstereceğini bilemiyor. Öğrendim ki… Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz Bazıları hiç karşılık vermiyor. Öğrendim ki… Para ucuz bir başarı. Öğrendim ki… En iyi arkadaşla sıkıcı an olmaz. Öğrendim ki… Düştüğün anda seni tekmeleyeceğini düşündüklerinden bazıları Kaldırmak için elini uzatır. Öğrendim ki… İki insan aynı şeye bakıp Tamamen farklı şeyler görebilir. Öğrendim ki… Aşık olmanın ve aşkı yaşamanın çok çeşidi vardır. Öğrendim ki… Her şartta kendisiyle dürüst kalanlar Daha uzun yol yürüyor. Öğrendim ki… Hiç tanımadığın insanlar, iki saat içinde, senin hayatını değiştirir. Öğrendim ki… Anlatmak ve yazmak ruhu rahatlatır. Öğrendim ki… Duvarda asılı diplomalar İnsanı insan yapmaya yetmez. Öğrendim ki… Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır. Öğrendim ki… Karşısındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor. Öğrendim ki… Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da! Öğrendim ki… Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, Ne tür deneyimler yaşadığınızla var. Öğrendim ki… Aile hep insanın yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik değil. Öğrendim ki… Ne kadar yakın olursa olsunlar En iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir. Öğrendim ki… Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor. Öğrendim ki… Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın Dünya sizin için dönmesini durdurmuyor. Öğrendim ki… Şartlar ve olaylar, Kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz. Öğrendim ki… İki kişi münakaşa ediyorsa, Bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez. Öğrendim ki… Her problem kendi içinde bir fırsat saklar. Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır. Öğrendim ki… Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor… 00:52 collapse:collapse;">
|
SebebimdiN |
2008-11-30 21:02:07
|
|
Gözlerdeki bakışlardan parlayan bu alevlerin
Arasında sabır ile tüm bedende yanmaktır aşk Sevgilinin dillerinden dökülen tüm söylevlerin Her birine tereddütsüz yürekten inanmaktır aşk Ağustosun sıcağında kar altında titrer gibi İnce ince kan sızdıran yürekteki hançer gibi Uykusuz geçen gecenin bitmesini ister gibi Gönüllerdeki uykudan yeniden uyanmaktır aşk Hasret denen kor içinde acılar ki büklüm büklüm Sensiz gelen her bir sabah bedenine verir zulüm Yaşadığın bu yangından belki kurtuluştur ölüm Çekilen bu acılara sabırla dayanmaktır aşk Bazen insanın ruhuna şeytan girer sinsi sinsi İsyanlarda olduğunda soruyor canan hangisi Gösterdiğin sabrı dener yârin bitmeyen kaprisi Sevgilinin ölçeğiyle bütün gün sınanmaktır aşk Onsuz geçecek zamanı hayatından kayıp saymak Gözlerini hiç kırpmadan yaşanan sevgiye doymak Güzel gördüğün her şeyi yârinin yerine koymak Alacağın her nefese mutlak sebep sanmaktır aşk |
SebebimdiN |
2008-06-18 12:28:37
|
Seni çok sevmiştim onun içindir senden klan yanlızğımıda sevmemem.Hep gitmelerden korkardım onun için senden önce benim gidişim.İnsan sevdiğini birkere kaybedince sevilen birkere gidince diğerleride hep diye korkuyor sevmye seni korkularımla sevmiştim.Elimde değildi birkere incinmiştim ikincisinden korktum.Yinede sevdim seni hemde gidenlerden daha çok sevdim.Hep ayak seslerindeydi kulağım...Çizdiğim sınırlardan öte bir ayak sesi duyunca irkilirdim koşardım tutmak için seni oysa sen gitmeyi değil benli hayalleri düşlüyor olurdun ozamanlarda sadece düşlüyordun benimde ''SENLİ'' hayallerim olsun diye hiç yardımcı olmadın bana.GİTMEK... Kimi zaman ayakların gei gidercesine...Kimi zaman bir aşkı tamamen silercesine gideni izlemek...Kimi zaman dur demekle dememek arasına binlerce kez ölmek.Kimi zaman üstünden kocaman bir yükün kalkaması seviyorum seni ama gitmeliyim...SENİ HAYALLERİN BENİ GERÇEKLERİM BEKLER!!!
|
SebebimdiN |
2008-06-17 18:09:04
|
Öğrenmem gereken tek şey suyun üstündeki taşlara basarak yürüyüp gitmek içine girmemek yansıyan görüntülere bakmamak birinden delice sevdiğin birinden ayrılmak zorunda kalmak ama ayrılırken onuda içinde götürmek, içinde ondan uzaklaştığn her adımda onun içinde büyüdüğünü içine sığmadığını duymak,kurtulmaya çalışmak,içinde tutmaya çalışmak, boğulmak, bütün bir dünyanın bütün görüntülerin,anıların,çocukluk düşlerinin,bugünüN renklerinin siliniverdiği bir anda yinede ayrılmak zorunda olmak...DEDİM YA BİTANEM HER SEÇİŞ BİR VAZGEÇİŞTİR.
|
Önceki |
1
| Sonraki
